1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener EYT, 3600 Ek gösterge, emekli, dolar, KOSGEB ve dolar açıklamaası
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener EYT, 3600 Ek gösterge, emekli, dolar, KOSGEB ve dolar açıklamaası

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener EYT, 3600 Ek gösterge, emekli, dolar, KOSGEB ve dolar açıklamaası

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında asgari ücret, dolar, KOSGEB, ekonomi, enflasyon, EYT, emekli ve gündeme ilişkin konular hakkında sert açıklamalar yaptı. İşte İYİ Parti grup toplantısının o açıklamaları

A+A-

Akşener'in konuşması şöyle:

Aziz Milletim, değerli milletvekilleri, kıymetli basın mensupları; Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Grup toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Ekonomimizin, Sayın Erdoğan ile imtihanı, geçtiğimiz hafta da, hız kesmeden devam etti. Bu arkadaş, hâlâ televizyonlara çıkıp, utanmadan sıkılmadan;

“Faiz sebep, enflasyon neticedir.” demeye, devam ediyor. O cahilce konuştukça, dolar zıplıyor.

O cahilce konuştukça, enflasyon artıyor. O cahilce konuştukça; olan her zamanki gibi milletimize oluyor, insanlarımız fakirleşiyor, gençlerimiz işsiz kalıyor.

Geçen hafta, sosyal medyada bir paylaşım gördüm. Bir arkadaşımız, bu cahilliği anlatmak için, çok yerinde bir benzetme yapmış.

Diyor ki;

“Şemsiye sebep, yağmur neticedir.

Şemsiyeyi açarsan, yağmur yağar.

Şemsiyeyi kapatırsan, yağmur durur.”

İşte size, Sayın Erdoğan’ın olağanüstü mantık örgüsü. Dünyada bu, “sözüm ona teoriyi” iddia eden, tek bir ekonomist yok.

Bu tezi savunan, bir tane ciddi bilimsel makale yok. Hatta ilginçtir; bu tezin yanlış olduğunu anlatan da bir makale yok. Yani; öyle büyük bir cahillikle karşı karşıyayız ki; bilimsel olarak incelemeye, gerek bile duymamışlar.

Düşünün;

Dünyada, “düz dünya” teorisini bile, ciddiye alıp tartışanlar var,  ama Sayın Erdoğan’ın, “düz ekonomi” tezini tartışan, bir kişi bile yok. Ama buna rağmen, maalesef bu cahillik, koca bir ülkeyi, bu teze mahkum etmeye devam ediyor.

Gerçekten ibretlik. Dava arkadaşlarım; Dünyada parası değer kaybederken, milleti zenginleşen hiçbir ülke yoktur. Dolar 13 lirayı aşmış, 14’e dayanmış. Ticaret durmuş. Sırtını saraya dayayanlar dışında, milletimizin her bir ferdi, kan ağlıyor.

Peki bunlar ne yapıyor? Saçmalamaya devam ediyor…Sayın Erdoğan;

Bir zamanlar ne diyordun?

“Para;  tıpkı bayrak gibi, tıpkı milli marş gibi, bir ülkenin gücünü, itibarını, bağımsızlığını simgeler. Paranın itibarı, milletin itibarıdır.” Nereden nereye…

Dün bunları söylerken, bugün memleketi düşürdüğün duruma bak. Bugün, paramızın değerini düşürerek, gönderdeki bayrağımıza el uzattınız.

Bugün, paramızın değerini düşürerek, Milli Marşımızı susturmaya kalktınız. Bugün, paramızın değerini düşürerek, gücümüzü zafiyete uğrattınız.

Bugün, paramızın değerini düşürerek, itibarımızı lekelediniz. Bugün, paramızın değerini düşürerek, bağımsızlığımızı tehlikeye atıyorsunuz.

Bu cahilliğin, bu iş bilmezliğin, bu sorumsuzluğunun neticesinde; Hani teslim olmayız dediğin, o güçler var ya;

Bugün, Ordu’da, Giresun’da, çiftçimizin fındık bahçelerini satın alıyor. Türkiye’nin her yerinde, ucuza arsa kapatıyor. Hani teslim olmayız dediğiniz, o güçler var ya;

Bugün, Türkiye’de, 3 kuruşa fabrika satın alıyor. Hani teslim olmayız dediğiniz, o güçler var ya; Bugün, Türk insanının alın teri, işte o güçler tarafından sömürülüyor.

Artık yeter!

Türkiye, sömürge valisi aklıyla yönetilemez. Türkiye, bu cahillikle, hak ettiği yere yükselemez. Bu millet bu, iş bilmezliğe, daha fazla mahkum edilemez.

Türk Milleti, kimsenin ırgatı değildir!

Haddinizi, hududunuzu bilin artık. Yazıktır, günahtır. Aziz milletim;

İktidardakilerin başımıza bela ettiği, bu ucube sistemin zararlarını, Hayatımızın her alanında, hep birlikte, tüm gerçekliğiyle yaşıyoruz. Ama bu zararın sorumluları, yaşadıklarımızı görmüyor.

Gerçeklerimizi duymuyor. Dertlerimizi umursamıyor. Çünkü, sarayın oluşturduğu, paralel bir evrene hapsoldular.

O paralel evrenin, sefasına daldılar. Sefaya dalıp, milletten koptular. Biliyorsunuz, Kasım ayında, Plan Bütçe Komisyonu’nda, bütçe görüşmeleri vardı. İYİ Parti Grubu olarak, görüşmelere aktif katkı verdik.

Milletin sesini, bütçe görüşmelerine taşıdık. Çözümlerimizi, önerilerimizi sunduk. Bu vesileyle, komisyonda bizi başarıyla temsil eden arkadaşlarıma,  gayretlerinden ötürü, teşekkür ediyorum.

Arkadaşlarımız, milletimizin sorunlarına, ve beklentilerine, çözüm olması amacıyla, toplam 19 önerge verdiler.

Ama ne oldu?

19 önergemizin tamamı, Cumhur İttifakı tarafından reddedildi.

İşin acı tarafı da ne, biliyor musunuz?

Bu 19 önergenin her biri, milletimizin dertlerinin çözümü için,  üzerinde hassasiyetle çalışılmış, hesapları titizlikle yapılmış önergelerdi.

Gelin, neler önermişiz, birlikte bakalım:

Mesela;

Yükseköğretimde öğrenim gören öğrencilerimizden,  yalnızca 414 bini burs alabiliyor. O da, ayda 650 lira. Yani, günde 20 lira.

Peki biz ne dedik?

“Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesine, 8 milyar 500 milyon lira ilave ödenek verilsin. Böylece 1 milyon öğrencimize, ayda 1000 lira burs verelim.” dedik.

Onlar ne yaptı?

“Öğrencilere burs murs yok.” dediler. Mesela; Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim seviyelerinde, öğretmen açığımız var.

Biz ne dedik?

“Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine, 50 bin ilave öğretmen ataması için, 6 milyar 250 milyon lira, ek ödenek verelim.” dedik.

Onlar ne yaptı?

“Atanamayan öğretmenler, markette çalışmaya devam etsin.” dediler. Mesela, biz dedik ki; “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesine, AR-GE teşvikleri için 50 milyon, diğer teşvikler için de, 3 milyar lira eklensin. Böylece, yüksek teknoloji alanındaki, açığımızı giderelim, dışa bağımlılığı azaltalım.”

Onlar ne yaptı?

“Teknoloji ithalatına aynen devam.” dediler.

Mesela, biz dedik ki;

“KOBİ’lerin, elektrik ve doğalgaz maliyetlerindeki artışın, bir bölümünü, sübvanse edelim.

KOSGEB bütçe ödeneklerini, 10 milyar lira arttıralım.”

Onlar ne yaptı?

“KOBİ’ler borç içinde boğulmaya devam etsin, bizim umurumuzda değil.” dediler. Mesela, biz dedik ki;

“3600 ek göstergeyi verelim. Bunun için, Çalışma ve Sosyal Güvenliği Bakanlığı bütçesine, 7 milyar 250 milyon lira ekleyelim.”

Onlar ne yaptı?

“Biz 3600 sözümüzden döndük, haydi başka kapıya.” dediler. Mesela, biz dedik ki; “Gelin, EYT’li kardeşlerimiz için adım atalım. Bunun için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesine, 45 milyar lira ekleyelim.”

Onlar ne yaptı?

“EYT’lilerin ne hali varsa görsün.” dediler. Liste, daha uzayıp gidiyor. İçinde, tarıma destek var. Orman yangınları için, hazırlık var. Bebeklere, bez ve mama desteği var. Engelli vatandaşlarımıza, iyileştirme var.

Kadınlara, maddi destek var. Şehit yakınlarımıza, gazilerimize konut desteği var, maaşlarında iyileştirme var. Yoksul vatandaşlarımıza, kış için, ısınma yardımı var. Esnafımıza, pandemi destekleri var.

Asgari ücret için önerimiz var

Sağlık çalışanlarımız için, ek kadro var… Ez cümle; Biz dedik ki; Milletimizin sorunları var, gelin bunları çözelim.

Onlar ne yaptı?

“Millet bizim umurumuzda değil, durmak yok, saray sefasına devam.” dediler.

Yazıklar olsun.

Dava arkadaşlarım;

Milletin Gerçekleri’nin, Saray’ın Paralel Evreni’nin,  yanından yöresinden geçmediği gerçeğini, artık bütün çıplaklığıyla görüyoruz.

Nitekim o nedenle, her hafta, birbirinden fantastik açıklamalarla karşılaşıyoruz.

Belli ki;

Sayın Erdoğan’ın gözüne girmek, ve Ak Parti siyasetinde yükselebilmek için,

saçmalama kabiliyeti önemli bir kriter teşkil ediyor.

Hal böyle olunca da;

Ak Parti’nin vekilleri, parti yöneticileri, birbirleriyle kıyasıya rekabet ediyorlar.

Ne diyelim, Allah akıl fikir versin…

Mesela;

Benzin istasyonlarında, araç kuyrukları oluşuyor

Vatandaş, zamdan önce deposunu doldurma derdine düşmüş.

Ama empati yoksunu bir vekil çıkıp,

“Araç kuyrukları, zamdan dolayı değil, araç bolluğundan yaşanıyor.” diyor.

Mesela;

Simit 3 buçuk lira olmuş, artık yarım simit satışları başlamış;

Ama, milletimize beslediği engin sevgisiyle bildiğimiz, bir Ak Parti yöneticisi;

“Bizden önce, dağlarda yaşayan, aç insanlar vardı.” diyor.

Mesela;

Asgari ücretli anne babalar, bebeklerine mama bile alamazken, ayda 25 bin lira maaş alan, tuzu kuru bir vekil, çıkıp, milletimize, soğan ekmek edebiyatı yapıyor.

Mesela;

Geçmediği yolun bile parasını millete ödetirken,

Bir başka vekil, çıkıp,

“cebinde parası olmayan, eski yolu kullanır.” diyor.

Mesela;

Ekonomideki yangın, bırakın mutfağı, tüm haneyi yakarken;

Herhalde, vekillerinden geri kalmak istememiş olacak,

Sayın Erdoğan, “Afganistan ekonomisini, ayağa kaldırmamız lazım.” diyor.

Yani ez cümle;

Milletimiz ne yaşarsa yaşasın, sarayın paralel evreninden, görülmüyor, duyulmuyor, bilinmiyor.

Vatandaş, ne çile çekerse çeksin,

Saray’daki ultra lüks, her şey dahil eğlence, tam gaz devam ediyor.

Nitekim;

Bu aymazlığın, en güncel örneklerinden birini;

Ülkemizin millî güvenlik sorunları listesinde,  adeta kafaya oynayan, Tarım Bakanı’nın, geçen hafta ortaya çıkan, yeni bir icraatında gördük.

Hatırlarsınız, Mayıs ayında, Tarım Bakanlığı; buğday alım fiyatını, ton başına, 2250 lira olarak açıklamıştı.

Bakan da, utanmadan, sıkılmadan, çıkıp,

“Çok iyi fiyat açıkladık.” diye böbürlenmişti.

Peki, geçen hafta ne oldu, biliyor musunuz?

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı, bir iktisadi teşekkül olan TİGEM, ürettiği 13 bin ton buğdayı, ton başına, 5320 liradan sattı.

Yani; devletin Bakanı, Mayıs ayında 2250 liradan, buğday fiyatı veriyor,  üzerine bir de, “çok iyi fiyat” diye açıklama yapıyor; daha sonra, aynı Bakan’a bağlı bir kurum, ürettiği buğdayı, Bakan’ın açıkladığı alım fiyatının, iki katından fazlasına satıyor.

Rezalete bakar mısınız?

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Sizlerin seslerinizi duyurabilmek için yorum yapmayı ihmal etmeyin. Dikkat çeken yorumları sizlerin sesinizi duyurmak için haberleştiriyoruz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.